Neo-Osmanlıcılık yahut liberal müdahalecilik

Arap Baharı denilen sürece dahil edilmek istenen Suriye’deki muhalefet hareketi yeni bir aşamaya gelmiş görünüyor. Mısır ve Tunus örneğinden ilham alarak Suriye’de başlayan gösterilerin bu kadar kanlı olacağını muhalefet kestirememişti. Oysa Baas rejiminin geçmişine bakıldığında nasıl tepki vereceğine dair elimizde yeterince acı örnekler var. Hama’da yaşananlar 30 yıl geriye gitse, Hafız Esad’ın yerine Beşar Esad gelse de benzer sertlikte tepki verecek kadar rejimin özellikleri korunuyordu. Read the rest of this entry »

Pakistan’a ‘büyük oyun’

Burhaneddin Rabbani’nin katledilmesi bölgedeki stratejik yönelimleri ortaya koyan bir tür işaret fişeği işlevi gördü. Elbette Rabbani’nin ölümüyle başlamadı her şey. Ancak bu ölüm ve ardındaki nedenler, güç faktörlerini ve hesaplaşmaları artık iyice su yüzüne çıkardı.

Burhaneddin Rabbani’nin Afganistan politikasında reel olarak fazla gücü olmadığı söylenebilir. Fakat temsil ettiği siyasetin toplumsal ve manevi karşılığı reel gücünden çok daha fazlasına karşılık geliyordu. Bu suikastı tetikleyen, söz konusu ölümle değişen bölgesel dengelerin konumlanışıydı. Read the rest of this entry »

Egzotik İstanbul

İstanbul’un semalarında yükselmeye başlayan gökdelenler nihayet tarihi yarımadanın siluetine tecavüz etmeye başladı. Bu durum aslında İstanbul’da ilk haddi aşma girişimi değil; Cumhuriyet tarihinin modernleşme projelerinin objesi haline getirildi İstanbul. Şehir ve mimari üzerinden modern ulus kimliğinin inşasını Ankara temsil ediyorsa bu kimlik oluşturulurken yıkılmak istenen İstanbul’du. Nitekim İstanbul, daha çok tarihi olanın yıkılarak medeniyetimize ait olan değerlerin hayattan çekilmesiyle modern, seküler bir toplum ve şehir inşasına alan açılması için adeta yok edildi. Read the rest of this entry »

Almanya’da yarım yüzyıl

Bu yıl sembolik değeri hayli yüksek birkaç yıldönümü birlikte kutlanıyor. Yakın tarihli olandan başlayacak olursak, Türklerin işçi olarak Almanya’ya gidişlerinin 50. yıldönümü… Daha uzak tarihli olanı ise Müslümanların İber yarımadasına, yani Avrupa’ya ayak basmalarının 1300. yıldönümü… Tarık Bin Ziyad komutasındaki ordu 711 tarihinde bugünkü İspanya’ya ayak basmıştı. Bir de bu yıl, Moriskoların İspanya’dan sürülmelerinin 400. yıldönümü… (1609′da başlayıp 1611′e kadar devam eden toplu sürgün…)

Anakronizme düşmeden bu üç farklı tarihsel olayın iki medeniyetin birbiriyle ilişkisini değerlendirmek açısından karşılaştırılması önemli ipuçları verecektir. Read the rest of this entry »

Cengiz Dağcı’nın ‘büyük sürgünü’

Ölüm “gurbet”in sona ermesidir. “Dünya sürgünü”nden asli yuvaya dönüş…

Gurbette ölümler daha çok hüzün veriyor.

Yalnız ve tenha yaşanan bir hayatı tek ve tenha terk ediş; çünkü hepimiz” yalnız ölürüz”

Cengiz Dağcı’nın ölümü bir tür sürgün ölümüydü.

Sürgünde memleket hasretiyle yaşadı. Bu biraz da korku dolu bir hayat demekti.

Cengiz Dağcı’nın romanları ne lise ne üniversite dönemlerimde hiç ilgimi çekmemişti. Türkçülüğe karşı bir tepkiydi . Türkistan’dan, Kırım’dan bahsetmek Türkçülerin- Türk milliyetçilerinin tekelindeydi. İslamcılar; Türkçülük yapmamak adına Türk kelimesini bile ağızlarına almamak gibi aşırı bir hassasiyet sergilediler. Her tür milliyetçiliğe, ırkçılığa karşı çıkmak isterken aşırılığa varan bir hassasiyet kuşatmıştı bizim kuşağı.. Read the rest of this entry »

ARAMA
TAKVİM
January 2012
M T W T F S S
« Oct    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031