Ä°hvan neye icbar ediliyor?

Mısırda korkulan katliam geldi ve ‘demokrasi inÅŸası’nın harcını masum kitlelerin kanıyla yoÄŸurmaya baÅŸladı Nobel ödüllü cuntacılar. Amerikan icazetli darbenin bu denli vahÅŸete cesaret edebileceÄŸine ihtimal verilmiyordu. Bu durumda soru ÅŸu: Ne oldu da darbe yönetimi, bir ÅŸekilde uzlaÅŸmayla çözülebilecek siyasal krizi derin bir husumete, hatta iç savaÅŸa yol açacak yönteme baÅŸvurmayı tercih etti? ‘Arap Baharı efsanesi’ sahnelenirken ‘Baltacılar’a karşı muhalefete destek veren Sisi ÅŸimdi neden aynı muhalefete kurÅŸun yaÄŸdırıyor?

Soruları daha sistematik düzleme taşırsak; Arap dünyasında Ä°slamcı muhalefetin omurgasını oluÅŸturan Ä°hvan sistem içinde ÅŸiddetsiz uzlaÅŸmaya hatta küresel sisteme karşı pek çok itirazlarını en azından gözden geçirip, geri çekmeye hazırlanırken sistem dışına itilmesi ne anlama geliyor. Amerika’nın doÄŸrudan müdahale etme gücünün gittikçe zayıfladığı ortamda küresel kapitalizme eklemlenerek daha gevÅŸek ittifaklarla daha masrafsız model inÅŸasından vaz mı geçildi?

Bu türden uzun vadeli siyasal ve sosyoekonomik, kültürel dönüşümleri ilgilendiren çözümlemeler yapılmadan ne Arap Baharı denilen söylem gerçek yerine oturtulabilir ne de kısa vadede insanlık adına dehşete düşüren, vicdanları kanatan katliamlar açıklanabilir… Uzun vadeli stratejik çıkarlar gereğidir ki liberaller ve cuntacılar, Suud selefiliği ile Amerikan muhafazakarlığı gerektiğinde işbirliği yapabiliyor.

Ä°hvan’ın bundan sonra ne yapacağı sorusu kadar, ‘Ä°hvan’ın ne yapması isteniyor’ sorusuna cevap aramanın yarınlardaki geliÅŸmeleri açıklamakta daha anlamlı bir soru olduÄŸu düşüncesindeyim. Evet, Ä°slami, hareketlerin omurgasını oluÅŸturan Ä°hvan; bu katliam karşısında nasıl tepki vermesi isteniyor, hangi mücadele yöntemine baÅŸvurmaya zorlanıyor?

Mısır’daki Nobel ödüllü darbecilerin baÅŸlattığı süreçle birlikte ÅŸiddet içermeyen gösterilere karşı uygulanan katliamın amaçları arasında ilk akla gelen Müslüman KardeÅŸler’in silahlı eylemlere çekilerek terörize edilmesidir. Terörize edilen bir hareket hem darbecilere haklılık kazandıracak hem de Ä°hvan gibi tarihi tecrübeye sahip bir hareketi marjinalize edilerek Mısır’ın geleceÄŸinde etkili, toplumsal desteÄŸi olan bir hareket olmaktan çıkması amaçlandığı apaçık ortada.

Ancak bu basit ve ilk akla gelen yöntem bir taktik olabilir, uzun vadede iÅŸleyip iÅŸlemeyeceÄŸi garanti deÄŸil. Bu aÅŸamada Amerikan icazetli Nobel ödüllü darbecilerin arkasındaki belirleyici bölgesel aktörlerin etkisi göz ardı edildiÄŸinde bazı temel sorunları fark edemeyebiliriz. Sisi’nin ÅŸahsında Suudi Arabistan’ın darbede oynadığı rol dikkate alınmadan OrtadoÄŸu’da daha önce de yaÅŸanan ve yaÅŸanması muhtemel geliÅŸmeleri açıklamak zor olur.

Suudi Arabistan’ın devlet olarak Amerika’dan bağımsız bir anlam ifade edip etmediÄŸi tartışmasından daha önemli konu, bu ülkenin Ä°slami hareketler ve Ä°slam adına ortaya çıkan yapılanmalar üzerindeki etkisinin ne boyutta olduÄŸu hususudur.

Tarihsel olarak bakıldığında Suud kaynaklı baÅŸlayan Ä°slam dünyasının geleneksel, kültürel gerçekleriyle barışık olmayan, tarihsel birikimi yok sayan nevzuhur yapılanmaların sistematik biçimde politize edilerek yaygınlaÅŸtırıldığı, özellikle Sovyet blokunun çökmesi sonucu ortaya çıkan boÅŸluklu Müslüman toplumlarda teÅŸvik edildiÄŸi tespiti yapılabilir. Ä°slam’la geleneksel baÄŸlarını kurmadan adeta doku uyuÅŸmazlığı üreten bu yeni anlayış toplumun Ä°slamlaÅŸması ve Ä°slami geçmiÅŸiyle baÄŸ kurmasını engelleyen bir iÅŸlev gördü.

Ä°slam anlayışları ve yorumlarını tartışma dışı tutarak; bu tür Suud maharetiyle yaygınlaÅŸtırılan ve söylemi itibariyle ‘ödünsüz bir Ä°slami çizgi’ görüntüsü veren akımların muhatap seküler yönetimlerce baÅŸta göz yumulması, adeta teÅŸvik edilmesi süreci gözlemleyenleri dikkatinden kaçmamıştır. Küresel aktörlerin bölgesel bayii durumundaki Suud gibi petrol zengini ülkelerce doÄŸrudan yönlendirilmeye tutulmaları ile Ä°slam- terör sarmalının geliÅŸmesinde önemli etkisi oluÅŸtu.

Ä°slam coÄŸrafyasındaki Amerikan iÅŸgali, iÅŸkenceler, katliamlara karşı beklenen direniÅŸi adeta rehin alarak haklı bir direniÅŸi marjinalize ederek cihadı teröre indirgeyen, sekter bir anlayışla Müslümanlara bile yönelen ölüm makinelerine dönüşmesi arasında iliÅŸki göz ardı edilemez. Bölgenin en tutucu, en konservatif mutlakiyetci rejiminin antiemperyalist, özgürlük savaşçılarını desteklemesi arasındaki dehÅŸet verici çeliÅŸki üzerine kafa yormadan Mısır’daki geliÅŸmeler açıklanamaz.

Ä°hvan’ın sistem içine çekildiÄŸi bir süreçte hem Suud rejimi ve onun baÄŸlı olduÄŸu küresel güvenlik ÅŸebekesi hem de Ä°srail adına kontrol dışına evrilme riskini alarak ÅŸiddete itilmekte ve normalleÅŸme yerine terörize ederek marjinalleÅŸtirilmesi söz konusu. Mısır”ın parçalanması pahasına giriÅŸilen bu riskli oyunla Ä°hvan gibi Arap dünyasının en etkili hareketi geleceÄŸin dünyasında siyaset ve toplum sahnesinden çıkarılmak isteniyor. Bunun kanlı örneÄŸi Suriye’de sergilendikten sonra ne kadar ürkütücü olsa da bu ihtimali bir kenara not etmek zorundayız.

Ýlgili YazýlarDünya, Siyaset

Editör emreakif on August 15, 2013

Yorumunuz

Ä°sminiz(gerekli)

Email Adresiniz(gerekli)

KiÅŸisel Blogunuz

Comments

Diðer Yazýlar

Daha Yeni Yazýlar:
Bir Önceki Yazý: